< Tüm Seçimler Bu Kadar Zor Mu........... - Blogcu





ayrıldıktan sonraki ilk bir dakika

sevdiğinin içine işlemiş sevgilinin gitmesi en kötüsüdür. sanki sevgili
değil de kalbindir, seni bırakıp giden... çaresizliği yaşarsın, tüm hücrelerine kadar... için kopup gider, kalbi bir yumruk büyüklüğünde sanırdın ama o an şaşırırsın içinden kopan parçanın büyülüğüne. yığılır kalırsın en sonunda, fiziksel olmasa da duygusal olarak... sanki seni ayakta tutan o'ymuş gibi, sana hayat veren o'ymış gibi, sen! o'ymuşsun gibi...

eğer, yanlış birini sevdiğini anlarsan, şanslısın sen, bir de unutamyanlar var. onlar, ya onlar ne olacak? bilmiyorum. aslında önemi de olmuyor pek, senden başkasının. pardon! o'ndan başkasının...

allah! sevgilerimize, sevdiklerimize, kalbimize yardım etsin, bizi bırakmasın. o da olmasa herhalde o acı çoktan bitirirdi beni. bana yardım etti, size eder inşallah, ilk 1 dakikada, son 1 dakikada, her dakikada...

sevgiliye not:sen bilemeyecksin, ama bu yazı sanaydı. belki serzenişti sana, bilmiyorum, bildiğim tek şey var, ben sana bunları söylesem anlamazsın belki, dinlemezsin beni. kim bilir belki bir gün bu blogcuya gelir onlarca yazıdan bunu bulur okursun, kim bilir. zaten başka türlü de bilmezsin bu yazının sana olduğunu. belki o zaman anlarsın nickim niye knc.. ve belki o zaman, için titrer, anlarsın beni. o zaman-hani belki- normalleşir nickim. birleşir yüreğimiz. biz oluruz belki..

belki...

acıya gülmek

bir de acıtan gülümseme vardır.. sevgili onu sevdiğini biliyordur ama o seni sevmiyordur... sen üzülmeyesin diye elinden geleni yapıyordur, ama bu sevdadır, karşılıksızsa eğer seven ya da sevilen acı çeker.. aslında sevilen seven acı çekmesin diye acı çekiyordur, seven de sevilen acı çekiyor diye acı çekiyordur... sonra bir gün bakarsın yüzüne, samimi telaşını anlarsın sevdiğinin, sen üzülmeyesin diye kendini iyice üzmeye başlamıştır.. karar verirsin buna son vermeye ve son sözü söylersin: '' ben gideyim artık, ben gideyim ve sen gülümse... '' o başını yere eğer, anlar... sen başını yere eğer, ağlarsın...

...

...

günler geçer, artık başkaları vardır hayatında, başka mekanlar, başka kişiler, sen başkasındır aslında... sonra bir başka daha belirir, başka bir kız... onun yerini almak ister, ''izin vereyim mi vermeyeyim mi?'' düşünürsün, sonra ona ihanet edemeyeceğini anlarsın, reddedersin başka kızı... acı çekeceğini bile bile katlanırsın yalnızlığa...
''yalnızlığa katlanırım, hatıralarımı katarım gecelerime, onlarla arkadaş olurum, sonra hep hayal ederim onu hiç yalnız kalmam'' dersin..

aradan zaman geçer, doğum gününde mesaj çekersin, ondan gülümseyerek bir mesaj alırsın. hiç bir şey söylemeden, yazmadan beklersiniz yarım saat. o da bekliyordur, sen de... ama itiraf edemiyorsunuzdur... sonra bir mesaj daha, başka hiç bir şey olmadan, tek mesaj... korkarak yollarsın, belki de ölüm fermanın olacağını bile bile... tek bir hayır almaya daha tahammülün kalmadığını bile bile... ama yine hasret ağır gelir, ölüme bile... ''yazın görüşelim mi, öss'den sonra..?''
'ben de bunu bekliyordum, ama başka hiç bir şey söyleme' diye bir mesaj alırsın.. ilk anda susarsın, vakit ilerlemiştir.. hiç yaşamadığın bir şeyi yaşıyorsundur, için içine sığmıyordur. ilk defa kalbinin sevinçten duracağından korkuyorsundur.. bağırmak istersin, vakit ilerlemiştir... ağlamak istersin, içindeki coşkuyu dindirecek bir ağlama, böyle hüngür hüngür ama vakit ilerlemiştir..

işte o anda

çektiğin acıya, hiç bırakmadığın sevdaya gülümsemeye başlamışsındır. ne gülümsemesi be halay çekiyorsundur halay...

tey tey tey sesleri içini dolduruyordur...

ve bugün hala öss'nin bitmesini bekliyorsundur...

işte acıya gülümsemek budur, bence...

16 gün sonra ...

 üstteki mesajı alalı sadece 16 gün oldu. bugün özlemiştim biraz onu. 'nasılsın' diye mesaj attım. cevap geldi: ''ne var?''. öylece kaldım be, hiç bir şey söyleyemedim. öylece kaldım. öylece kalmamın tek sebebi benim sevdamdı, benim kalbim, benim aşkım... bunu biliyordum ama öylece kalakaldım işte, sanki o kalp benim değildi. sanki onundu ben hiç söz geçiremiyordum...

ancak bekleyebildim... sonra bir mesaj daha, sitem dolu bir mesaj.

''ben meryem'i soracaktım'' yazdım, yolladım. sitem, sizi sallayan insana yapılırmış meğer bunu anladım. ''oynama ya hakan, söyle işte ne diyorsan'' diye cevap yolladı.

ağlayasım geldi birden. bi yandan da beynimde sorular dolanıyor. ''nasıl yapar bunu, nasıl sallamaz beni? 16 gün önce ne demişti, şimdi ne diyor...''

ama karar verdim ben, ağlamicam bir daha, ağlama geceleri bitecek. hem, sevmeyene değmez değil mi, sevginin değerini bilmeyene de...

sonra son mesajı yazdım, '' şey, ben eski meryem'e bakmıştım oralarda mı? ''

o da yazdı son mesajı '' yok o artık. her şeyi bitirdi, gitti. bekleme... ''

ve adil kaderin de son hükmü ayrılık olacak galiba... olsun, sevdim. o değişse de bendeki meryem değişmeyecek. hem o değiştiremez ki, dokunamaz kalbime...

ilerde bir gün...

bir uzak hatıra özlersen o yıllardan
şehrin kıyısında dalgalara bak, göreceksin...
vurmayacaklar kıyılara ben olmadan,
ve meltemler söylemeyecek başka şey; sadece aşk...özleyeceksin...

ve sonra ..

dönmek isteyceksin, Ne var ki sevdamın adı kötüye çıkmış...
ölmek isteyeceksin, Ne var ki ölümün adı sensizlik olmuş...
belki haber alacaksın benden, umutlanacaksın...
Ne var ki sensiz yaşamak kaderim olmuş...

sevgili...

Şimdi

Şimdi bir kelimesin dudaklarımda
Belli belirsiz,
Bir tebessümsün yüz hatlarımda,
Belkide birkaç damla gözyaşısın
Yanaklarımdan aşağı süzülen...

Şimdi;

Bir ışıksın karanlık gecelerimi aydınlatan,
Yağmurun ardından açan Gökkuşağım..

Renk cümbüşüm,
Ellerimle şekil verdiğim eserim,
Nakış nakış,
Dize dize işlediğim
Mısralarım, cümlelerim, şiirlerim..

Şimdi,

Bir tek sigarasın parmaklarımın arasında
Ağırdan tüten.

Ciğerlerime çektiğim nefes nefes
Bir kadeh meysin masamda duran
Yudum yudum içtiğim

Ve..
Bir avuç mutluluğumsun sen
Dirhem dirhem tattığım
İnan bana!

Kimselere anlatamadığım..

Yolun başındayım... Nereye Gitmeli...

Yaşamak öyle zor zanaat ki, anlatmaya sayfalar yetmez, kalemler tükenir. Her sayfa tükenir biter, her acı otanır. Uzar gider yollar... Git git bitmez...
Ve bunca yılda,bunca acıda,bunca gözyaşında,bunca kavgada,bunca duyguda,bunca intikamda,bunca egolarda...bulduğum tek bir yanıt var...Hayat kocamaaan bi yol...
 O zman asla varılmayan sonlara değil,sonların kaynağına bakmalı... Sonlara değil kaynağa vurulmalı,esas olana,sahip olana... Sonra bir yol arkadaşı bulmalı,böyle altında gölgelendiğin,bakınca ne sonu ne başı hatırladığın yol arkadaşı...Yol arkadaşını da alıp götürmeli,sonra el ele vermeli ve kaynağa doğru koşmalı...Bir gün yere yığılıp kalmalı ya yolun kaynağında ya kaynağın yolunda...

« Önceki ::